Obsesif Kompulsif Kişilik Bozukluğu Nedir

Obsesif Kompulsif Kişilik Bozukluğu Nedir

Obsesif Kompulsif Kişilik Bozukluğu Nedir
Temel özelliği genç erişkinlik döneminde başlayan ve çok değişik koşullar altında ortaya çıkan, aşırı bir mükemmeliyetçilik, düzenlilik, kendini ve başkalarını denetleme isteğidir. Bu özellikler hastanın, esnek, açık, v verimli olmasını engeller.
Galip55 212x300 Obsesif Kompulsif Kişilik Bozukluğu Nedir

Obsesif Kompulsif Kişilik Bozukluğu Nedir

Hasta her şeyi, en iyi ve en kusursuz biçimde yapmak ister. Kendisinin ya da başkasının yaptığı bir işi kolayca beğenmez. Bu nedenle başladığı bir işi defalarca bozup yeniden başlayabilir. İnce eleyip sık dokur. Ayrıntılar üzerinde çok fazla durur, kılı kırk yarar. Kısa zamanda bitirebileceği bir işi saatlerce uzatır. Bu tutumu yüzünden hiçbir işi zamanında yetiştiremez. En iyisini yapmak isterken bir işi hiç yapamaz.

Örneğin bir öğrenci, girdiği bir sınavda, bütün soruların yanıtlarını bildiği halde, tüm sınav süresini birinci soruyu yanıtlamakla geçiriyor. Sürenin dolmasına beş dakika kaldığı halde hala, birinci sorunun orasını burasını silip yeniden yazmaktadır.

Zamanını iyi kullanamaz. Önemsiz ayrıntılarla çok zaman kaybeder. Zaman kaybetmemek için çok planlar yapar, fakat planlama ile uğraşırken yine asıl işi unutur. Örneği, gereksiz işlerle çok zaman kaybettiğini fark eden bir hasta, bunu önlemek için, “zaman bütçesi” dediği bir çizelge hazırlamıştı. Buna göre, bir sonraki hafta her işe kaçar dakika ayıracağını inceden inceye hesaplamıştı.

Düzene ve sıraya çok önem verir. Sanki amacı işi bitirmek değil, düzeni ve sırayı korumaktır. Doğru yapamayacaklarını düşündüğü için işleri başkalarına bırakamaz. Her işi kendi yapmaya kalkar. Örneğin, bir yönetici, iyi yapmadıklarını düşündüğü için, alt düzeydeki memurlarının işlerini de üstlenir. Bu daha da büyük bir vakit kaybına yol açar.

Bu nedenle, zamanlarının büyük bölümünü iş başında geçirirler. Hastanın geç vakitlere kadar iş başında kaldığı sık görülür. Ailelerine, dinlenmeye ve eğlenmeye zaman ayıramazlar. Hastaya niçin sosyal etkinliklere ve ailesine zaman ayırmadığı sorulduğunda, “Ne yapayım, işler çok, her iş bana bakıyor” gibi bir yanıt verir. Kuralcıdır. Her şeyin kuralına uygun olmasını ister. Kuralların ruhuna değil lafzına önem verir. Mevcut kurallara ek olarak kendisi de birtakım yeni kurallar icat eder. Başka insanları (özellikle sözünü geçirebildiklerini, örneğin çocuklarını, memurlarını, öğrencilerini) bunlara uymaya zorlar. Kurallara uymayanlara işledikleri suçla orantısız, çok ağır cezalar verebilir. Örneğin bir ğremen, okuduğu bir sınav kağıdındaki tüm sorular doğru olduğu halde, birtakım biçimsel kusurlar yüzünden (yanıtların sırası, kullanılan kalemin cinsi gibi), kırık not veriyordu.

Antisosyal kişilerin tam aksine ahlaki ve sosyal kurallara aşırı bağlıdır. Güçlü bir sorumluluk duygusu içindedir. Ahlaki konularda aşırı katı, dürüst ve tutucudur. Kolay karar veremez. Bir seçim yapması ya da bir karar vermesi gerekse, uzun uzun tereddüt eder. Sık karar değiştirir. Önemli kararları erteler. İnsanlarla ilişkilerinde katı ve inatçıdır, duygularını ifade etmekte zorlanır ve genellikle ciddidir.

Bir başka özellik cimriliktir. Parasını harcayamaz, para gelecekte ortaya çıkabilecek felaketler için biriktirilmesi gereken bir şey olarak görülür. Eski, ne maddi, ne de manevi değeri kalmamış eşyaları atamaz, yıllarca biriktirir (koleksiyonculuk). Çıkarı yoksa başka insanlara ikramda bulunmaz.

Bir büroda çalışan bir hasta, birisine, örneğin bir telefon numarası gerekse, önündeki bloknottan tırnak büyüklüğünde bir kağıt parçası koparıp, bunun üzerine yazıyordu.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>